
Bu Makalenin İçeriği
Nefesin Zarafeti
Meditasyon yapmaya başladığımızda keşfedeceğimiz ilk şey, zihnimizin ne kadar kontrolden çıktığıdır. Dikkatimizi nefese vermek istiyoruz ama zihnimizdeki maymunlar her yerdeler, zıplıyorlar, hopluyorlar ve dönüyorlar akıl almaz bir şekilde. Ancak biraz nezaket ve sabırla, meditasyon ile, zihnimizin sakinleşmeye başlaması da an meselesi oluyor.
Sabır ve nezaket… Bu iki kavram meditasyon uygulayıcısı için çok değerli.
Ne olursa olsun, hayatın boyunca nefesin sana eşlik edecek. Nefesin seni hayatta tutacak.
Kendimize karşı sert olabiliriz – çoğu insanda bu eğilim var gibi görünüyor – ama kendimize karşı nazik olamadığımızda, her zaman kendi nezaketine ve varlığına sahip olan nefes vardır. Hayata, nefesin her birimize özgürce sunduğu bir tür sevgi ya da hediye olarak bakabiliriz. Bu ne büyük bir mucize.
Üzüntü, korku veya öfke gibi güçlü bir duygu ortaya çıkarsa, nefese odaklanmamızı bırakmamızda bir sakınca yoktur.
O zaman duyguyu sanki bir geniş bir yaylaymış gibi ele alabiliriz. Bunun adını, tanımını kendimize “nazikçe” fısıldayabiliriz- “Üzüntü, üzüntü”, “Korku, korku” – bu, ne hissettiğimizi kabul etmek için bir tür farkındalık aracıdır. Duygunun vücudumuzda ve kalbimizde hareket ettiğini böylelikle hissedebiliriz.
Belki bir hikaye anlatır ve bunu kabul edebiliriz. Sürekli bir farkındalık mevcudiyetini sürdürerek, ortaya çıkan her şeye karşı merkezlenmiş ve zarif kalırız. Ardından, duygu dalgası yatıştığında, dengeleyici bir dinlenme uygulamasına dönüşen nefese tekrar geri dönebiliriz.


