Meditasyona oturdum. Şimdi ne olacak?

Meditasyon, yapılması oldukça garip bir şey… Sadece orada otur ve temelde hiçbir şey yapma. Ve bu hiçbir şey yapmaksızın durma eyleminin iyi niteliklerimizi geliştirmenin de en şahane yolu olduğu yüzyıllardır söylensin dursun…

Nasıl yapacağız bunu biz?

Zihnimiz doğamızın en vahşi parçasıdır. Bu doğadaki deneyimlerimiz öngörülemezlikler ve paradokslar, sevinçler ve üzüntüler, başarılar ve başarısızlıklarla doludur. Varoluşumuzun geniş arazisinde bu deneyimlerin hiçbirinden kaçamayız. Hayatı büyük yapan şeyin bir parçası ve aynı zamanda aklımızın bizi böyle çılgın bir yolculuğa çıkarmasının nedeni de bu aslında. Deneyimimizin vahşi yönüne karşı daha açık ve daha kabul edici olmak için meditasyon yoluyla kendimizi eğitebilirsek, hayatın zorluklarına ve zihnimizin yolculuğuna yaslanabilirsek, hayatın bize getirdiği her şeyde daha sakin ve rahat olabiliriz.

Biliyor musunuz, biz aslında daha rahat olmak için meditasyon yapmıyoruz:)

Meditasyon bize yaşamla doğrudan nasıl ilişki kuracağımızı öğretir, böylece şimdiki anı kavramsallıktan bağımsız olarak gerçek anlamda deneyimleyebiliriz.
Pek çok insan meditasyona sadece “fonda hoş bir zen müziği ve nefis kokan bir tütsü eşliğinde daha iyi hissetmek” için geliyor. Fakat bizler her zaman iyi hissetmek için meditasyon yapmıyoruz. Bunu okurken şok dalgalarının içinden geçtiğinizi hayal ediyorum. Bu yazdıklarımdan meditasyonun amacının kötü hissetmek olduğunu çıkarmayın hemen, bilmekten memnun olacağınız bir şey yazacağım şimdi. Aksine, meditasyon bize olup bitenlere karşı açık, şefkatli bir dikkat gösterme fırsatı verir. Meditatif alan kocaman bir gökyüzü gibidir – geniş, ortaya çıkan herbir şeyi barındıracak kadar geniş…

Meditasyonda düşüncelerimiz ve duygularımız, duran, gelip giden bulutlar gibi olabilir. İyi ve rahat, hoş ve zor ve de acı verici – bunların hepsi gelir ve gider. Dolayısıyla meditasyonun özü, oldukça radikal olan ve kesinlikle türün alışılagelmiş modeli olmayan bir konuda eğitim almaktır! Ve bu, ne olursa olsun, iyi ve kötü, doğru ve yanlış, saf ve öz gibi etiketler koymadan kendimizle kalmaktır.

Meditasyon sadece iyi hissetmekle ilgili olsaydı - ve bence hepimiz gizlice bunun bununla ilgili olduğunu umardık-, çoğu zaman yanlış yapıyormuşuz gibi hissederdik.
Çünkü bazen meditasyon çok zor bir deneyim olabiliyor. Meditasyon yapanın sıradan bir günde ya da bir inzivada çok yaygın bir deneyimi, can sıkıntısı, huzursuzluk, sırt ağrısı, dizlerde ağrı –zihinde bile 🙂 – olabilir- pek çok “iyi hissetmeme” deneyimidir. Bunun yerine meditasyon, şefkatli bir açıklık ve her türlü deneyim yoluyla kişinin kendisiyle ve durumuyla birlikte olma yeteneği ile ilgilidir. Meditasyonda, hayatın size sunduğu her şeye açıksınız

Bu, dünyaya dokunmak ve tam burada olmaya geri dönmekle ilgili. Bazı meditasyon türleri daha çok özel durumlara ulaşmak ve bir şekilde hayatın zorluklarını aşmak ya da üstesinden gelmekle ilgili olabilir.

Benim meditasyonum tamamen yaşamımıza uyanmakla ilgilidir. Kalbi ve zihni hayatın zorluklarına ve neşesine açmakla ilgilidir. Ve bu meditasyonun meyveleri sınırsızdır.