Kendimizi Sevgiyle İyileştirme Yolculuğunda 4 Durak

2) Merhamet – Karuna- Durağı

Travma çözümleme çalışmalarındaki bu dört nitelik, benim deyimimle yolculuğumuzdaki duraklar ; sevgi dolu şefkat, merhamet, empatik neşe duyma ve sükunet köklü bir geleneğin temel taşlarıdır. Bu dört niteliğe Brahmaviharalar yani Dört Ölümsüzler denilmiş. Ne kadar da anlamlı..

Bu kavramlar meditasyonlarımız yardımıyla travmalarımızı iyileştirmede birer araç olabilir.

İlk Brahmaviramız, Mettamız, Sevgi Dolu Şefkat; İyileşme sürecimizin başlangıcı ve ilk durağıydı. Şimdi ikinci durağa geldik. Merhamet- Karuna- durağındayız. En yüksek duyguların ikincisinde...

Düşünsenize, bir başkasına acıyarak ona yardım edebilir miyiz? Biri bize kalbinin kapılarını açtığında, en kırılgan halini paylaştığında biz ona acımaya başlarsak o an hem o kişi hem de biz acıma duygusu içinde yani büyük bir girdabın içinde anbean kayboluruz. 

 

Acıma duygusu ne bir başkasına ne de bize yardımcı olamaz. Bu duygunun yerini merhamet ile değiştirdiğimizde büyük ve anlamlı bir fark yaratırız. Buna karşılık biz o kişiye merhametle yaklaşırsak, ona şefkatimizi verirsek, derdini atmasına yardım ederiz. Kendimize duyduğumuz merhamet çok önemlidir. Yoksa başkalarına da bunu yapamayız.

Özümüze duyulan merhameti ön koşul gibi düşünebiliriz. Biri bizi sevgiyle karşılamıyorsa şayet, bu kişiye sevgi yerine merhametli davranmak daha kolay olacaktır. 

Acı Aslında Çok Tatlı Bir Öğretmen!

Daha kolay çünkü artık sevgisizce yanımıza gelen bu kişinin öfkeli ya da kızgın olduğunu biliyoruz, o kesinlikle şu anda mutsuz. Mutlu olsaydı, kızmazdı ya da öfkelenemezdi. Diğerinin mutsuzluğunu bilmek, özellikle kendi mutsuzluğumuz hallerimizi de bildiğimizden dolayı, karşımızdaki kişiye merhamet duygusunu çağırmamızı kolaylaştırır. Ne yazık ki çoğu zaman kendimizi iyi hissettirmeyen yoğun duygularımızla yanlış şekilde başa çıkıyoruz. Bunu kabul etmek ve kendimizi şefkatle karşılamak yerine, kendimize acıma geliştirerek, dikkatimizi dağıtarak veya başkasını bundan sorumlu tutarak, sorunumuzdan olabildiğince çabuk kaçmaya çalışıyoruz. 

 

Buddha'nın öğretisi aslında bizim deneyimlememiz gereken bir yol; Bu dünyada ıstırap var. Bu ilk yüce gerçek. Acıyı bu yoldaki baş tacı öğretmenimiz yaparsak, işte o zaman gerçekten neye sahip olmak ya da kurtulmak istediğimizi fark eder ve kabul edebiliriz.
Acı aslında çok tatlı bir öğretmen, daha iyisi yok ve onu ne kadar çok dinlersek ve anlamamızı sağlamaya çalıştığı şeyi kabul edebilirsek, ruhsal yolumuzu aydınlatan ışık o kadar çok parlak olacaktır. Bu değişimin yolu. Bu yol bizi o kadar güçlü bir şekilde değiştirmeyi amaçlıyor ki sonunda kendimizi bile tanıyamayabiliriz. Acı çekmek varoluşumuzun bir parçası. Ve ancak bunu kabul ettiğimizde ve ondan kaçmayı bıraktığımızda, acının yaşama ait olduğunu öğrendiğimizde, onu da bırakmış olacağız – ve o zaman acı duracak. Bu bilgiyle, başkalarına merhamet geliştirmek çok daha kolaydır, çünkü acı çekmek istisnasız herkesi etkiler ve herkes acı ve ıstırap çekmiştir ya da çekiyordur

Bilgelik, olan biten ne varsa açık bir farkındalık, yargısızlık haliyle net bir şekilde görmek; Merhamet ise iç görü ve saflığın netliği. Yalnız olmadığımızı aynalayan yüce bir duygu. Bilgelik ve şefkatin bu güçlü kombinasyonu sadece kişisel değil ruhsal bir özgürlük de sunar. Bilgelik üzüntüye, merhamet yalnızlığa, özgürlük ise korkuya çok ustaca yanıtlar sunar. Artık bulunduğumuz çağ bizi kısıtlamaların ortasında özgürlüğe, geleneklerin ötesinde bir yeri hayal etmeye ve ıstırabın hepimize ait doğasını anlayıp bunu hafifletmeye çağırıyor.

 

Yola Devam, yolculuğumuzda bizi bekleyen 2 durak daha var!